Finalcut Dersleri
Mart 03 2021, 08:03:59 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Finalcutdersleri.com yenileniyor...
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: profesyonel amator farki  (Okunma Sayısı 12583 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
oguzk
Jr. Member
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 65



Üyelik Bilgileri Site
« : Ağustos 20 2007, 03:50:30 »

ticari -profesyonel- ve amator isler arasindaki fark nedir?

eskiden amator diye adlandirabilecegimiz standartlarla artik profesyonel isler yapilabiliyor. yani ortalamanin biraz uzerinde bir bilgisayarla ve bir hdv kamerayla ticari islerdeki standartlari yakalayabiliyoruz -en azindan teknik olarak. ve teknik gelismeler bu sekilde devam ederse, orta olcekli projeler icin artik post produksiyon studyolarina gerek olmayacak gibi gorunuyor.
bu iyi midir, kotu mu?

amator olanaklarla yapilmis bir is ticari olabilir mi?

bu konuda sizin sorulariniz ve dusunceleriniz neler?
Kayıtlı
moran
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 39


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ağustos 20 2007, 04:43:09 »

Amator ve profesyonelin farki her ne kadar kalite farki gibi gorunsede aslinda birazda kazanilan parada sakli. Yani amator olarak calisan bir insanda gunumuzde gelisen teknoloji ile cok da kaliteli isler yapabiliyor. Fakat profesyonel insan bu isten hayatini kazandigi icin her zaman en iyiyi yapmak zorunda bunun karsiliginda da hak ettigi ucreti almak zorunda.

Teknigin disinda isin bir de teorik boyutu var. Teknik ne kadar gelismis olursa olsun mesela kurgunun kendi icinde bir teorisi var. Teorisini bilmeden yapilan isler her ne kadar zaman zaman guzel olsada yaraticilik acisindan insani bir yere kadar gotururu saniyorum. Ozellikle tv-sinema islerinde bu teorilerin iyi bilinmesi standarti yukseltecektir kanisindayim.

Ben yurt disinda (Hollanda Devlet TV'si) yonetmen olarak calsiyorum. Ve zaman zaman Turk televizyonlarinda gordugum gercekten dunya standarti altindaki islere uzuluyorum. Ozellikle kamera konusunda cok gerideyiz arkadaslar. Ama bunun yaninda kurgucu arkadaslari tebrik etmek istiyorum gercekten cok basarili islere imza atiliyor.

Uzuldugum konulardan biride amotor diye tabir ettigimiz arkadalarin piyada ki fiyat kirma politikalari. Zaman zaman ozel kanallar icin reklam filmi teklifleri aliyorum. Verdigim fiyatlar yuksek oldugu icin genelde isleri baskalari aliyor. Tabi yapilan islerde buna gore oluyor. Ne kadar ekmek o kadar kofte.

Yani kisacasi yapilan islerin teorisini bilmek gerekiyor, vede piyasada bu isin kalitesinin dusmemesi adina her onune gelenin ben kurgu yaparim ben film yaparim demesine bu isten ekmek yiyen bir insan olarak uzuluyorum.
« Son Düzenleme: Ağustos 20 2007, 05:53:55 Gönderen: moran » Kayıtlı
lodos
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 42



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #2 : Ağustos 20 2007, 05:04:52 »

ticari -profesyonel- ve amator isler arasindaki fark nedir?

eskiden amator diye adlandirabilecegimiz standartlarla artik profesyonel isler yapilabiliyor. yani ortalamanin biraz uzerinde bir bilgisayarla ve bir hdv kamerayla ticari islerdeki standartlari yakalayabiliyoruz -en azindan teknik olarak. ve teknik gelismeler bu sekilde devam ederse, orta olcekli projeler icin artik post produksiyon studyolarina gerek olmayacak gibi gorunuyor.
bu iyi midir, kotu mu?

amator olanaklarla yapilmis bir is ticari olabilir mi?

bu konuda sizin sorulariniz ve dusunceleriniz neler?


Bugün ileri tüm ülkelerde sendikalar bulunmaktadır... Ülkemizde 80 sonrasında sendikaların ve sendikacılığın anlamı değiştirildiğinden veya boşaltıldığından bu ülkenin insanı olarak sendikalara çoğu kimse iyi gözle bakmamaktadır... Ve bu yüzden bir çok meslek dalında sendika yoktur...  Sendika, bizim haklarımızı ve haksızlık karşısında kazanımlarımızı koruma altına alan bir örgüttür...
Sözgelimi Avrupa Birliğine dahil olan herhangi bir ülkede kurgu yapacaksanız önce sendikasına başvurmak gerekiyor... Oralarda bir tanıdığınız veya aklınızda bir isim yoksa sendikanın görevlendireceği bir editör ile işinizi yapıyorsunuz... Ücret ise sendikanın tespit ettiği fiyat üzerinden konuşuluyor... Fiyat editörün ünününe göre ise değişiklik gösteriyor...
Kurguya başladınız ve 6 saat sonra bitmedi; yapacağınız iş ya ertesi günü beklemek ya da çalıştığınız kişiye o ana kadar çalıştığı saat ücretinin 2-3 katını teklif etmek olacaktır... Çünkü monitörlerdeki radyasyon tehlikesinden dolayı editörlere sağlıklı olarak 6 saat kurgu yapabilecekleri belirtilmiş ve kanunlarla bu korunmuştur...
Avrupa ülkelerinde çok iyi paralar kazanan meslektaşlarımız bu 6 saat sonrasında yaptıkları işlerle iyi para kazanabilmişlerdir...
Gelelim konumuza; bugün Türkiye'de bu post prodüksiyon sektörü bitmek üzeredir... Nedeni ise standartların bir türlü sağlanamamış olması ve olmayan birşeyin kanunlarla sabitlenememiş olmasıdır...
Özellikle kurgu sistemlerinin giderek küçülmesi ve küçülürken fiyatlarının çok düşmesi
bir sürü irili-ufaklı post prodüksiyon şirketinin açılmasına,
rekabetin kızışarak fiyatların düşmesine,
bir sürü kurgucuya ihtiyaç duyulduğundan yeni yetme 4-5 aylık eğitimli sadece makinayı yarım yamalak kullanarak kurgu yapmaya çalışan, kalietisiz, iş bilmeyen kurgucuların piyasaya çıkmasına
ve  tüm bunları görerek bu işi bende yaparım diyen prodüksiyon şirketlerinin kurgu setleri alarak 700-800 YTL maaşla kurgucu (!) tutarak kendi işlerini kendileri yapmalarına
neden olmuştur...
Ve bu kötüye gidişte hepimizin az-çok payı vardır... Ben reklam seköründe çalışıyorum... Reklam sektörü kesinlikle kalitesiz işi kabl etmez... Yaptığım iş tabii beni tanıyan müşterilerime; önce yönetmenden brief alıyorum... Sonra telesine bantlarını minidv formata aktartıp kendi cihazıma yüklüyorum... iş tamamen okeylendikten sonra edl alıp flame smoke, infernosu olan herhangi bir post prodüksiyon şirketinden online çıkış alıyorum... Tabii bu arada üzerine effect, grafik gelecekse yönetmende online çıkışa katılabiliyor... Bunun dışında bildiğim kadarıyla freelance editörlerle sinema sektörüde böyle çalışıyor...
Şimdi benim sektöre yaptığım kötülük nedir?
Fiyatımı kendim belirliyorum...
Online çıkış aldığım yerdeki kurguculara ekmek yedirmiyorum...
Post Prodüksiyon firması kurgu için makina parası alamıyor...
Benim makina parası almamamı müşteri jest olarak görse de, yaptığım post prod. firmalarını zor durumda bırakıyor...
Ve duyduğum kadarıyla bir kaç büyük firma müşteri kaybetmemek için kurgu setlerinden en azından tanıdığı müşterilerinden para almamaya başladı...
Yani zincirleme gelişen bu olaylar aslında balon gibi boş gelişen sektörü iyice ufaltmaktadır...
Tv. sektörü (program, dizi, vb.) ise duyduğm kadarıyla daha kötü durumda... Orada kişiler bazında değilde 1-2 post şirketi fiyatları sürekli düşürerek aynı işlevi görmektedirler...
Sonuç olarak post prod. sektörü kurumaya başlamıştır... (Daha önce kazandığım paralarla bugün kazandığım paraları mukayese bile edemiyorum!)
Kayıtlı

lodos
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 42



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #3 : Ağustos 20 2007, 06:42:25 »

Sevgili Moran size birşey sormak istiyorum... Duyduğum kadarıyla Avrupa ülkeleri artık digital sistemleri atıyorlarmış... Bunun yerine HD sistemler kullanılmaya başlanmış, bu doğru mudur?
Türkiye'de ne yazık ki özellikle tv kanalları hala SP sistemleri kullanmakta ve çöp gibi görüntüleri bu da seyrediliyor diye önümüze sunmaktadrlar... Ben bu geri kafalı, estetik yoksunu ticari insanları her önüme çıktıklarında ağır bir dille eleştiriyorum...
Aslında arşiv görüntüler buna en güzel cevptır... 20-30 sene hatta 100 sene öncesinin filmle çekilmiş görüntüleri bugün hala zarar görmeden kayıpsız bir şekilde izlenirken 3-4 senelik bir SP bant renkleri kayarak, sürekli drop atarak bu berbat formatın halini gözler önüne sermektedir...
Kayıtlı

moran
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 39


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Ağustos 20 2007, 06:57:35 »

Butun Avrupa adina konusamayacagim ama Hollanda'da hala digi sitem kullaniliyor. Mesela bizim kurulusumuz (Hollanda'nin TRT'si diyelim) butun arsivi digital hale getirdi ve hemen butun kurumlar arsivden goruntulere fiber-optik kablo ile ulasabiliyorlar. SP cekim yillardir kullanilmiyor.
Son yillarda hemen hemen butun cekimler ya Digi Beta yada XDCAM IMX 50 formatinda cekiliyor. Saniyorum bu avrupanin genelinde de boyle. HD yayinlar ve sistemler icin henuz erken. Bende zaman zaman boyle seyler duyuyorum ama henuz hic bir avrupa ulkesinde 100% HD cekim, kurgu ve yayina gecen bir kurulus duymadim. HD henuz zaten kendi standartini bulmadi. Onumuzdeki Eylul ayinda Hollanda'da IBC fuarinda HD ile ilgili son gelismleri izleyecegim. Oruda bu siteyi takip eden meslektaslar gelecek ise bu fuara tanismak isterim.
Kayıtlı
lodos
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 42



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #5 : Ağustos 20 2007, 07:13:59 »

Bende HD'ı ara geçiş teknolojisi olarak görüyorum... Ulaşılmak istenen teknoloji zor ama mükemmel olacağı kanısındayım zira henüz filmi geçebilmiş bir çözünürlük yok...
Geçen sene Hollanda'da ki fuara iş yüzünden gelememiştim, Las Vegas içinde maddi durumum el vermemişti... Bu sene ikisinede katılabileceğimi zannetmiyorum zira işlerimdeki düşüşten bahsetmiştim...
Ama sizden eğer kırmazsanız ve işlerinizi aksatmazsa, sitede yayınlanmak üzere hem fotoğraf hem de fuarla ilgili özet bir yazı isteyebilirim... Böylece oradaki atmosferi biraz olsun soluyabiliriz...
Kayıtlı

moran
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 39


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ağustos 20 2007, 12:04:14 »

Aslinda ben teklif etmeyi dusunmustum ayni seyi ama ukelalik olmasin diye yapmadim. Gerci henuz resmi olarak basvuru yapmadim ama bu hafta kurumumuz adina gitmek icin basvuru yapacagim. Eger gidersem kesin yazarim, resimde cekerim.
Kayıtlı
lodos
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 42



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #7 : Ağustos 21 2007, 02:29:56 »

Est. neden ukalalık olsun, sonuçta burada deneyimlerimizi paylaşıp, tartışarak birşeyler öğreniyoruz, hem de öğretiyoruz...
Kayıtlı

schubert
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ağustos 21 2007, 03:01:51 »

bir zamanlar okuma yazma bilen şiir yazardı, hani hep derlerdi ya, şair sayısı kadar şiir kitabı satılmıyor diye, onun gibi, eline kamera alan, yönetmen oluyor değil mi? hatta kamera almasına gerek yok, artık fotoğraf makinaları, hatta cep telefonları -allahım daha neler göreceğiz?- ile işlerini görüp, film çektiklerini sanıyorlar. bi de vindovsun muvimekırı oldu mu al sana film işte! evet ama ne var bunda? bu hatta bizim açımızdan -türkiyeden bahsediyorum!- en azından teknik sorunlarını halletmiş, -kamerasını nereye koyacağını, nerede kesme yapacağını bilen- yönetmenlerle karşılaçağımızı müjdelediği için de sevindirici bile olmalı. reklamdan kaynaklı olarak neredeyse holivud standarlarında ekipmana sahip sektör, maalesef, hikaye anlatmak açısından onun yanına bile yaklaşamıyor! -bazılarını tenzih ederim!- gerçekten çıraklığı görerek değil, uygulayarak yapacak insanlar, sanırım, bize iyi filmler seyrettireceklerdir. bütün mesele, okur yazar olduğu için şiir de yazabileceğini düşünen o 'şair' gibi bırakın yazmayı okumaya tembel insanlar olmaması bu yönetmenlerin, drama, karakter, senaryo, sinema üzerine düşünen insanlar olmaları ve bize tadından yenmez filmler, reklamlar, belgeseller izlettirmeleri.
Kayıtlı
lodos
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 42



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #9 : Ağustos 21 2007, 15:30:23 »

Sanırım iletişim fakültelerinde okuyup kısa film adı altında soyut (ama soyuttanda soyut) film çekenlerden bahsediyorsunuz... Bunlar mezun olduktan sonra 1-2 sene sağda solda asistan olarak takılıp baktılar kendilerine ekmek yok bir bankaya kapağı atıyorlar... Zaten 1-2 senede askerlikten kaçmak için...
Bunlardan birkaçı zaman zaman yanımda asistan olarak çalıştı... Ama ne çalışmak, kendilerini hollywood da yönetmen sanıyorlar yok efendim iş ortasında ellerinden düşmeyen cep telefonuyla mesajlaşmalar, "o planı şöyle bağlasak daha iyi olmaz mı", "ben olsam onu öyle çekmez böyle çekerdim", "ben neden digitize yapıyorum hem sen yapsan montajıda sen yapacaksın senin için daha iyi olur" şeklinde akıl vermeler... "o saatte gelemem", "kız arkadaşımla buluşucam, gidebilir miyim?" diye tafralar...
Bende iletişim okudum, bende asistanlık yaptım ama ne tafram oldu, ne akıl vermem... Müşteriyede hocamada çay getirdim, götürdüm, digitize yaptım, daha çok uykusuz kaldım ki başka bir montajı daha izleyeyim birşeyler kapayım diye...
Ama şimdi maalesef eline dv kamerayı alan yönetmen premire kullanan montajcı, maxi öğrenen kendini grafiker zannediyor...

Zaten daha önce dediğim gibi 1-2 sene dizi setlerinde takılıp, yönetmene akıl vermeye kalkınca küfür yiyip, ailelerinin baskılarına daha fazla dayanamayarak soluğu askerde daha sonrada bir bankada alıyorlar... İçlerinde yetenekliler yok mu  tabii ki var... İşte yeni nesil birazda yetiştirilmeden kaynaklanan bir düzenle bir anda ben oldum delisi oluyorlar...
Şanslı olanlarını ucuzcu post şirketleri alıyor, şanssızlarda bankaya memur oluyor...

Anladım ki bizim sektörün sorunları saymakla bitecek gibi değil!
Zaten 1-2 sene daha çalışıp hepimizin ortak rüyası "bir sahil kasabasını" gerçekleştireceğim, bu işe sevdayla girdik, lanet okuyarak çıkacağım...
Kayıtlı

oguzk
Jr. Member
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 65



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #10 : Ağustos 23 2007, 12:28:14 »

merhaba,
basliga katiliminiz icin cok tesekkurler oncelikle, bu kadarini beklemiyordum itiraf etmek gerekirse, cok guzel ve icten yazmissiniz. ben de sordugum soruyu biraz daha acabilmek ve kendi dusuncemi paylasmak icin bir iki sey soylemek isterim.
turkiye'deki piyasa kosullarinda sektor calisanlari acisindan cok kotu gorunen teknik gelismeler kendi filmini yapmaya calisanlar acisindan buyuk bir sans haline gelebiliyor. ustelik piyasa tarafindan da bu filmler acik bir sekilde destekleniyor sanirim. mesela onceki yil altin portakal alan bir film vardi, simdi ismini tam hatirlamiyorum -turev miydi?- tamamiyla amator kosullarda, mini dv cekilmis, sonradan 35'e aktarilmis bir film. cok dikkate deger bulunmadigi icin fazla tartisilmadi ama piyasanin yonelimini aciklamak anlaminda cok onemliydi bence.
bir de son gunlerde yapilan profesyonel islere -ozellikle reklam ve tv yapimlarina- bakarsak gittikce yaraticilik azaliyor, cunku kimse hakkini alamadigi, ucuza calistirildigi icin yapmasi gerekenden fazlasini yapmak istemiyor, ekip sinerjisi sifir...
gecenlerde, 3 ay oncesine kadar calistigim bir firmayi ziyaret ettim, benim yoklugumda 35 mm bir reklam filmi cekmisler. butce 40 milyar. reklam soyle: sonsuz beyaz fon onunde birileri kadraja girip bir laf soyleyip cikiyor ve pack-shot... 30 saniye. genis bir ekip calismasi, kamera, isik, animasyonlar, dublaj vs. 40 milyarlik bir cop maalesef...
bir de bugunlerde surekli durup durup izledigim nuri bilge'nin kasaba filmi var. iki kisilik bir ekiple cekilmis. 35 mm. butcesi 50 milyar. olagan ustu guzellikte bir ilk film -yani amator denebilir aslinda. yonetmenin kendi 35 kamerasi olmasa ve o gunlerde hdv teknolojisi gelismis olsa bu film bir z1'le cekilmis olabilirdi.
sektor calisani ya da film iscisi olmakla, bir film yapmaya kalkismak arasinda ciddi bir fark var -birinden birini olumladigim ya da kucumsedigim anlasilmasin burdan; ben de film iscisiyim ve simdi bir taraftan kendi filmimi cekmeye calisiyorum. iki taraf icin de cok ciddi handikaplar var burda ve bu ikisi arasina kesin sinirlar cizip bir tarafta durmak da artik pek mumkun degil gibi gorunuyor.
sanirim film sektoru ciddi bir donusum geciriyor ve bunun sancilari yasaniyor son yillarda. bakalim nereye dogru...
Kayıtlı
moran
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 39


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ağustos 24 2007, 02:54:55 »

Arkadaslar benim kizdigim insanlarin dv yada hdv ile bir seyler yapmaya calismasi degil. Muhakkak ki dv ile cekilmis cok iyi isler var. Yada 35 ile cekilmis cok kotu islerde. Asil sorun ben bu isi biliyorum diyen beceriksizlerin bu iste piayasayi bulandirmalari. Dugun ceken adamlarin (bu onlari kucumsedigimden degil. cok zor bir is bir arkadasin dugununu cekmeyi denedim tovbe ettim.) ben clip cekerim reklam cekerim demelerine kiziyorum. Hollanda'dan Turk ozel kanallarindan birine program yapmaya calisan! bir abimize beni oneriyorlar o senin isini gorur diye. El-cevap: O para ister. Ve gidip dugun montaji ve dugun cekimi yapan bir yerle cok komik bir ucret karisili (belki para da vermiyordur) anlasiyor. Simdi ben para isterim dogrudur. Cunku bu benim meslegim. Ekmek yiyorum yillarca dirsek curutmus once alaydan sonra mektepten masterina kadar yapmisim. Bu adam benim emegime saygi duymuyorsa ben bu adami profesyonel olarak ciddiye bile almam.
Kayıtlı
schubert
Site Üyesi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ağustos 24 2007, 03:45:30 »

morana tamamen katılıyorum ve oğuzkya da elbette. bu arada bu tartışma benim yeni imac üzerinden gelecek tasarılarıma ilişkin sorduğum/söylediğim şeyler üzerinden çıktı gibi bir alınganlığa kapıldım, ama iyi ki de çıkmış diye sevindim. şimde bence sorun, hep dendiği gibi türkiyede herşeyde olduğu gibi bu sektörde de profesyonelleşme olmamasından kaynaklı sanırım. -bakın roll yayınlarından çıkmış, pırar öğünün nehir röportaj tekniğini kullanarak çetin inançla yaptığı konuşmalardan derlediği jet rejisör isimli kitap var, okumayanlara şiddetle tavsiye ederim, neden böyle oldu, neden böyle oluyor, neden böyle olacaka çok sıkı cevaplar bulacaklar. ve hiç sıkılmadan, kahkahalar atarak, eğlenerek okuyacaklar.- herkes, herşeyi tabiri caizse kotarmaya çalışıyor, sektörden kazandığını -daha çok kazanmak için de- sektöre yatırmayı bırakın, aldığı teşvikleri yata kata arabaya dönüştürüyor. şimdi benim elimde senaryo var -üzerinde uzun zamandır çalışıyorum- abi bu iş yapmaz denecek işler(!) götüreceğim yapımcıya, bunun bana getirisi ne olacak, ne kadar para kazanırım diye yaklaşacak, kazanamam batarım diyecek, okumayacak rafında tozlanacak. ben böyle olmasın diye, iyi olduğunu düşündüğüm ve yapmak istediğim işi, teknolojinin bana sağladığı kolaylıkla, gerçekten iyi sonuçlar alacağımı tahmin ederek kendi paramı yatırarak ve -inşallah olmaz ama- batmayı göze alarak çözmek yoluna gidiyorum, gitmek istiyorum. gerçekten -bence iyi olacak ama en kötüsünü söylüyorum- izlenmeye değer bir film çıkarabilirsem ortaya izlemeye açarım aksi takdirde... nuri bilge ceylan'ın tavrı bu değil midir, ya da zeki demirkubuz'un, sen bana ilgi göstermezsen ben zaten onu ortaya çıkaracak ve ilgi gösterecek birilerini bulurum! ve senin işe yaramaz, iş yapmaz diyeceğin filmler, bana büyük paralar ve ödüller olarak yurt dışında geri döner. sonra sen benim peşimde koşarsın abi bana film çek diye. gibi. bu arada bence samimiyetinden öyleyse eğer sanat kusur kaldırır, mesela türev filmi, döneminde teknik olarak düzgün çekilmiş bir sürü filmden daha iyiydi. ve işte ne bileyim netin kaçması, ışığın kötü olması -ilk aklıma gelenler- falan bunlar, büyük değil ama iyi bir film olmasına engel değil, ve zaten onu yapanlar da bu kusurlarının farkındadır ama... o ne yapsın?!
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 1q)